Nasıl kullanılır?

 

Çoğu vites kolu bu BMW’ninki gibi “über”karmaşık değildir.

 

Lexus RX400h vites kolu. “B” motor freni için.

 

Otomatik vitesli araç kullanımda dikkat edilmesi gereken çok az nokta vardır. Başlarda bunları aklınızdan çıkarmaz, alışırsanız her şey yolundadır. Sonuçta siz arabanıza sadece “hızlan” ve “yavaşla” komutları veriyorsunuz, gerisini o hallediyor. Şimdi bu yazının uzunluğuna bakıp gözünüz korkmasın. Çünkü bu bölümde farklı otomobillerin farklı davranışları ve kimi sürücülerin hatalı alışkanlıklarından da bahsedilecektir. Kullanırken dikkat edeceğiniz noktalar varsa zaten aracınızın kullanma kitabında yazar.

 

En önemli nokta tam duruş yapmadan yön değiştirilmemesi kuralıdır. Yani geri(R) giderken ileri(D, D4, D3, 2, 1), ileri giderken geri vitese geçmemelisiniz. Bunu yaparsanız bir yönde dönen dişliler aniden ters yönde dönmeye zorlanacaktır. Yön değişikliği yaparken ya da park vitesinden çıkarken ayağın frende olması alışkanlık olmalıdır. Zaten bazı otomobillerde frene basmadan vites kolunu Park’tan çıkaramazsınız. Frene daima sağ ayakla basılması gerektiğinin hatırlatılmasına gerek yok sanırım.

 

Aynı şekilde, tam duruş yapmadan Park vitesine geçmemelisiniz. Hızınız yeterince yüksekse park vites mekanizmasını kırabilirsiniz. D konumunda şanzıman gaz pedalı ve hıza göre uygun vitesi seçecektir. Hafifçe hızlanırsanız vites değişimleri düşük devirde, sarsıntısızca olacaktır. Sertçe kalkar ve hızlanırsanız vites değişimleri daha yüksek devirlerde gerçekleşecektir. Gaza tamamen bastığınızda otomobil her viteste mümkün olan en yüksek devire kadar tırmanacaktır. Sürüş sırasında gaza çok basarsanız, ya da sonuna kadar basarsanız otomobil daha seri hızlanmak için vites düşürecektir. Buna kick-down(roketleme) denir. Ani hızlanmak için elle vites değiştirmek tamamen gereksiz ve riskli bir harekettir.

 

Kolu düşük viteslere getirirseniz otomobil o vitesten daha üst viteslere çıkmayacaktır. Bunun istisnası diğer konuda anlatılan otomatikleştirilmiş manuel şanzımanlardır. Bu tip vites kutuları siz 3’ü seçseniz bile genelde devir bitince size sormadan 4’e geçerler. Bu durumum zıttı olarak 2’de kalkmak isterseniz yine sizi dinlemeyip 1’de kalkabilirler. Ferrari Enzo gibi otomobillerde bile kimine sinir bozucu gelen bu davranış görülür.

 

Fakat örneğin otomobil hızlıyken kolu 1 konumuna getirirseniz elektronik kontrollü şanzımanınız o vitese geçmeyecektir. Çoğu zaman bu durumda ışıklı ve sesli bir ikaz yanlış bir seçim yaptığınızı size hatırlatır. Aynı şekilde, hızınız yüksekken P ya da R konumuna geçerseniz şanzıman kendini ve sizi tehlikeye atmamak için bu komutu yerine getirmeyecektir. Elektronik kontrolü olmayan eski tip şanzımanlarda ise bu hataların sonucu çoğu zaman dağılmış bir şanzıman ve arabanızın çekiciyle servise götürülmesiyle son bulur. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz.

 

Bu düşük vites konumları ancak yokuşlarda kullanılır. Örneğin dört vitesli bir otomobilde bir tepeyi 3. viteste tırmanırken trafik ya da viraj yüzünden yavaşlarsanız otomobil vites büyütecektir. Tekrar 3. viteste aynı hıza çıkmak istediğinizde bu sefer gaza daha fazla basmalısınız ki otomobil vites küçültsün. Bunun önüne geçmek için vitesi 3 konumuna alırsınız. Tersi durumda, yani yokuş inerken motor freninden faydalanmak ve frenleri zorlamamak için 3’e alırsınız. Tıpkı düz vitesli bir otomobilde yaptığınız gibi. Bu yokuşları algılayıp bütün bunları kendisi yapan şanzımanlar da vardır. Bu açıklamalar otomobillerin geneli içindir.

 

Diziliş genelde 1,2,3..D şeklinde olmakla birlikte bazı istisnalar olabilir. Kimi otomobilde 1 yoktur, kiminde 3. Dört vitesli bazı Honda’larda D3 vardır. Bu, diğer otomobillerdeki 3’e karşılık gelir. Bu konumda birinci, ikinci ve üçüncü vitesten biri otomatik olarak seçilir. Keza 4 konumunda(beş vitesli otomobillerde) ilk dört vitesten biri otomatik olarak seçilir.

 

“2” konumu bazı otomobillerde 1 ve 2, bazılarında ise sadece 2. vites anlamına gelir. Eğer ayrıca bir kış(winter) konumu yoksa bu konum kaygan zeminlerde kalkış için kullanılır. İkinci viteste tekerlere ulaşan tork düşük olacağı için patinajı kontrol etmek daha kolay olacaktır.

 

Bir diğer önemli konu seyir halindeyken asla boş vitese geçilmemesi gereğidir. Bu hem sizin güvenliğiniz hem de şanzımanınızın güvenliği için gereklidir. Kırmızı ışık, tıkanan trafik gibi bir dakikayı aşan beklemelerde ise boş vitese geçerek şanzımanınızı rahatlatmanız yerinde olur.

 

Bazı modellerde, özellikle arazi araçları ve kamyonetlerde şanzıman yağı sıcaklığı uyarı lambası bulunur. Motor çalışırken lamba yanarsa dik tırmanışlardan ve dur-kalklı trafikten kaçınmak gerekir. Boş viteste motorun çalıştırılmaya devam etmesi ise güvenli bir yöntem olarak tercih edilebilir. Şanzıman yağı belli sıcaklık aralığında çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Uzun süre dur-kalklı trafikte ilerlemek, uzun dağ tırmanışları, ağır römork çekmek ya da kullanım kitabında belirtilen römork çekme şartlarına uymamak, hatta otomobildeki tasarım hatası gibi nedenlerle şanzıman aşırı ısınabilir. Isınıp zarar gören yağın rengi pembeden kahverengiye döner, hafif bir yanık kokusu barındırır.

 

Tork konvertör kilidi

 

LuK

Kilitli tork konvertörü kesiti. Sol tarafta kavrama balatasını görüyorsunuz.

 

Sabit hızda yakıt tasarrufunu amaçlayan bu kavramanın devreye girişi çoğu zaman vites geçişi gibi hissedilebilir. Ayak gazdan çekildiğinde ya da yokuş inişine geçildiğinde kavrama açılır. Bazen sabit hızda ilerlerken devir saatinin bir aşağı bir yukarı hareket ettiğini görebilirsiniz. Elektronik beyin hassas eğim ve yük değişimlerine göre anlık olarak konvertör kilidini açıp kapatma kararsızlığı gösterebilir. Endişelenmeyin, bu bir sorun değildir.

 

Bu kadar yazının sonunda kafanız karıştıysa ve nasıl kullanacağınızı bilmiyorsanız işte size basit bir reçete:

 

*Tam duruş yapmadan R’ye, P’ye geçme.

*Seyir halindeyken boş vitese atma.

*D’ye at, yürü…

 

Evet hepsi bu!