Doğru bilinen yanlışlar…
Uzun yılların tecrübesi otomatik şanzımanları daha dayanıklı ve uzun ömürlü yapmıştır. Ne var ki, bilgisizlik ve dikkatsizlik şanzımanların ömrünü kısalttığı gibi cebe de zarar verir.
- Otomatik araba yavaştır.
Doğru, ama bu yavaşlık büyük oranda sadece “hissedilen” yavaşlıktır. Manuel bir arabada vites küçülteceğiniz zaman debriyaja basar, sonra aniden gaza yüklenirsiniz. Bu, yolcuları biraz sarsar. Otomatik bir arabanın vites küçültürken sarstığından daha fazla sarsar. Ani kalkışlarda da keza… Bu sarsılmalar arabanın daha hızlı olduğu hissini uyandırır. Şanzımanlar gitgide daha yumuşak vites değiştirdiği için kimi zaman yolcular motorun hangi viteste, hangi devirde olduğunu bile anlamazlar.
Yavaş olup olmadığını anlamak için kırmızı ışıkta kalkın. Düz vites kullanan bir çok sürücünün sizi yakalayamadığını göreceksiniz. Bunun nedeni vites değişiminde kaybedilen zamandır. Kataloglarda verilen 0-100 zamanlarının profesyonel test sürücülerinin elde ettiği zamanlar olduğunu unutmayın. Sollamalarda da aynı şekilde, vites küçültmekle geçireceğiniz zamandan muafsınız. Elbette her marka ve modelde kick-down tepki süresi aynı değildir.
- Otomatik araba çok yakar!
Doğru, ama ne kadar çok? Özetle söylemek gerekirse %5 ~ 10. Bu rakamlar sizin zaten sürüşünüzü dikkatli yaparak rahatlıkla geri kazanabileceğiniz rakamlar. Kaldı ki teknoloji geliştikçe bu oran daha da küçülüyor. Hatta kimi modelde otomatik seçenek daha avantajlıdır. VW – Audi grubunun DSG otomatik şanzımanı, Mercedes’in otomatikleri, bazı yeni nesil CVT’ler, Opel’in Easytronic’leri buna en güzel örnekler.
- Otomatik araba masraflıdır!
Alırken pahalıdır, elbette, ama kullanırken değil! Hor kullanılmayan, yağ değişimi aksatılmayan bir şanzıman 150 – 200 bin km’leri rahatlıkla görür. Bu kilometreye kadar şanzımanınıza herhangi bir bakım uygulamanız gerekmez. Oysa düz vitesli otomobil kullanıyorsanız, kullanım şartlarına göre 150 bin km’den 40 bin km’ye kadar değişen aralıklarla kavramayı değiştirmeniz gerekecektir. Tabi bu süre içinde şanzımanın kendisinde hiçbir arıza olmadığını varsayıyoruz.
Yollarda 400 bin km’leri sorunsuz bitirmiş otomatik şanzımanlı arabalar var. Belediye otobüslerinde otomatik şanzımanın uzun vadede daha ekonomik olduğu biliniyor. Bu nedenle bütün dünyada şehir içi otobüslerde otomatik olanların ağırlığı artıyor.
- Hızlı kalkış yapmak için sol ayağımla frene basarım, gaz verir, devri artırır sonra freni bırakırım.
Doğru, bu şekilde biraz daha hızlı kalkarsınız, ama devri yükseltip arabanızın hareketini engellediğiniz sürede motorun bütün enerjisi şanzıman yağına iletileceğinden yağ aşırı ısınır. Bu şekilde kalkış yaptıktan hemen sonra rölantide ya da düşük hızda motorun çalışmasına izin verip şanzımanı soğutmanız gerekir. Bunu sık sık yapıyorsanız şanzıman ömrü oldukça kısalır.
- Kimi otomatik araba yokuşta kaydırır, kimi kaydırmaz.
Aslında yokuşta en çok zorluk çıkaran şanzıman tipi düz şanzımandır. Klasik (hidrolik) otomatiklerde motor sürekli tekerlekleri çevirmeye çalıştığından yokuş çok dik değilse geri kayma olmaz. Çok dik yokuşlar için de bir “L” konumu bulunur. Kimi otomobillerde L bulunmaz, yerine en düşük rakamın olduğu pozisyon kullanılır. Dolayısıyla otomatik olduktan sonra hiçbir araba kaydırmaz. Otomatikleştirilmiş manuel başlığı altında anlatılan şanzımanlar ise yokuşta kaydırabilir, çünkü bunlarda kuru kavrama vardır. Kuru kavramaların kesintisiz güç iletmesi mümkün değildir. Örneğin elektronik yokuş yardımcısı bulunmayan Opel Easytronic’ler yokuşta kalkış yapamamalarıyla ünlüdür. Nedeni, şanzımanın yapısıdır. (Biraz da tasarım hatası diyebiliriz!…)